| DİŞETİ
RAHATSIZLIKLARI Diş fırçalamayı anlatırken fırçalama hatalarının dişlerde nasıl tahribat yarattığını görmüştük. Bunun sebebide diş fırçalamayı aksatırsak neler olabileceğini göstermekti. Bu yüzden dişeti problemlerinin sebebi konusunda diş fırçalama ile ilgili bölüm okunursa ayrıntılı bilgi edinme olanağı olacaktır. Dişeti problemleri olan bir ağızda dişetleri şiş, kanamalı, sıcak ve soğuk alındığında dişlerin sızladığı ve yoğun bir ağız kokusunun olduğu tablo söz konusudur. Uzun yılar devam eden dişeti pronlemleri sonucu hastalar dişlerinin boyunun uzadığından şikayet ederler halbuki dişin boyu aynıdır. Sadece dişeti daha aşağıda yer almıştır. ![]() Alt ön bölgede uzun yıllardır. Devam eden problemler sonucu dişler aşırı düzeyde tahrip edilmiş. |
İnsanlar dişetlerindeki
problemi çoğu zaman geçirdikleri büyük bir olaya bağlarlar. Büyük bir
rahatsızlık, ameliyat, trafik kazası, bir yakının kaybının yarattığı
üzüntü v.b. bunlar zaten uzun yıllar tahrip olmuş ve sınıra gelmiş dişlerdeki
problemlerin alevlenerek gözönüne çıkmasına sebep olurlar. Halbuki tahribat
20-30 yıldır gelmektedir. Sonuç dişlerin büyük ölçüde kaybıdır. |
HAMİLELİKTE DİŞ VE AĞIZ SAĞLIĞI Fizyolojik bir olay
olmasına rağmen diş hekimliği açısından dikkat edilmesi gereken önemli
bir konuda hamilelikteki dişeti problemleridir. Vücutta meydana gelen
hormonal değişiklikler sonucu ağızda, özellikle dişetlerinde bazı sorunlar
ortaya çıkabilmektedir. Vücut daha önce düşük düzeyde tepki gösterdiği
bakteri plağının toksinlerine karşı aşrı tepki verir hale gelmektedir.
Gebelikte görülen dişeti iltihabına "Gebelik Gingivitisi"
adı verilir. |
| 1 2 2 |
||
| Dişetleri
koyu kırmızı renkte, şiş ve kolayca kanayan bir hal alır. Bu iltihabın
sebebi, aslında direkt olarak hamilelik değildir. Sadece mevcut iltihap
yapıcı etkenlerden dişetlerinin (hormonal değişikliklerden dolayı) daha
fazla etkilenmesidir. Bu sebeple, hamilelik süresince yapılan ağız bakımı,
normale oranla çok daha titiz olmalıdır.
Hastanın doktoru
aksini belirtmediği müddetçe, acil durumlarda, hamileliğin her döneminde
diş çekimi ve tedavileri yapılabilir. Bu durumda, doktorun hastasına
yaklaşımı, ona güven vermesi ve titizlikle alacağı tedbirler öne çıkmaktadır.
Kullanılan diş dolgu malzemeleri, anestezik maddelerin bebeğe kesinlikle
herhangi bir zarar vermesi sözkonusu değildir. |
Hamilelikte
ilk tavsiye edilecek şey, sanırım, bir çocuğa karar verildiğinde, önce
bir diş hekimi kontrolünden geçmek olacaktır. Eğer bir diş tedavisi veya
çekimine mecbur kalınmış ise, ilk önce kadın-doğum uzmanı doktorunuza
danışmanız ve bunu takiben vakit geçirmeden diş hekimini ziyaret etmeniz
gerekir. Genellikle diş ağrısını iltihap ve apse takip edeceğinden, geçen
zaman sizi bir de antibiyotik kullanmaya mecbur edecektir. Hamilelikte hamilelikte diş tedavisini yapılamaz kılan tek şey sizin tutumunuzdur, bunu unutmayın. Stresli, tedaviden korkan ve heran zıplamaya hazır bir kişide bu korkuya bağlı olarak ilk 3 ayda düşük son 3 ayda da erken doğum riski olacaktır. ÇENE EKLEMİ RAHATSIZLIKLARI Konu ile ilgili biolojik, psikolojik ve sosyal nitelikli çalışmaları kısaca özetleyerek çene eklemi fonksiyon bozukluğunu izah etmeye çalışacağım. Bilim adamları, dünyada şehirleşme hızının arttığını en azından 2050 yılına kadar artmaya devam edeceğini tahmin ediyorlar. İnsanlığın büyük bir çoğunluğunun şehirde yaşam tercihine yönelmesi, şehir insan ilişkisinin her boyutunu önemli kılmaktadır. |
Bazı
görüşlere göre, şehir hayatının insan sağlığı üzerinde görünen olumsuz
rolü yoktur. Şehir hayatının yaşama soktuğu kalabalık, gürültü, iç ve
dış mekanlar gibi etkenlerden insanın sanıldığından daha az etkilendiği,
ruh sağlığının bozulmasında önemli bir etkisinin olmadığı yönünde görüşler
vardır. Ancak, hızlı şehirleşme, göç gibi yüksek ivmeli sosyal olayların
kent ve dolayısıyla insan üzerindeki travmasının bir dizi probleme yol
açtığı bir gerçektir. Dünyada, 1940 yılında nüfusu beş milyonun üzerinde Londra ve New York olmak üzere sadece iki şehir vardı. 1990’da bu sayı 22’ye çıkmıştır. 2025 yılında da 30’a çıkması beklenmektedir. Bu gelişmelerden dolayı kent hayatının insan sağlığına yansımaları tıbbın ana konularından birini oluşturur hale gelmiştir. Hava kirliliği, gürültü, kimyasal atıklar, hormonlu gıdalar, trafik, yıpratıcı rekabet, gün boyu oturarak çalışma gibi birçok yeni faktörün sağlık üzerindeki etkisi araştırılmaya başlanmıştır. Şehirli insanın kendine özgü omurga bozukluklarından, sırt ağrılarına, göz bozukluklarından sarılığa, alerjiden astıma, stresten kendine özgü bir çok hastalığa yakalanma riski taşıdığı ortaya konmuştur. Üstelik hasta bina sendromu, sekreter sendromu, yazar krampı, gürültü sağırlığı türünden yeni hastalıklar gündeme eklenmektedir. |
| 1 2 3 |
||
| Çene
eklemi fonksiyon bozukluğu rahatsızlıklarının genel populasyondaki sıklığı
oldukca fazladır ve yaygınlığı gün geçtikce artmaktadır. Tahrip edici
seviyede diş gıcırdatma sıklığının % 20 seviyesinde olduğu, A.B.D.’de
bir yılda 3,6 milyon gece koruyucusunun uygulandığı ve hastaların buna
yılda toplam 1 milyar dolar ödemek zorunda kaldıkları belirtilmektedir.
En az dişler kadar çene ekleminede zarar veren bu epideminin önüne geçmenin Amerikalıların uykularında tatlı Amerikan rüyasını görebilmeleri için şart olduğu vurgulanmıştır. Bir epidemi olarak nitelendirilebilecek kadar yaygınlığı artan çene eklemi fonksiyon bozukluğu rahatsızlıklarına sebep olan faktörler, kas gerginlikleri, diş kaynaklı sebepler, travma ve sistemik sebepler olarak gruplandırılabilir. Yapılan çalışmaların çoğunda kas gerginliği en büyük sebebi oluşturmaktadır. Psikolojik kökenli faktörler çiğneme kaslarını etkiler ve buna bağlı olarak çiğneme sisteminde bir takım düzensizliklerin gelişir. Stresin kısa döneminde adale gerilmeleri, kalp atış sayısında artma, kan basıncında yükselme gibi fizyolojik etkiler yarattığı, uzun dönemde ise bu değişikliklerin baş ağrıları, hipertansiyon, kalp hastalıkları, adale ve eklem rahatsızlıkları gibi hastalıklara dönüştüğü bilinmektedir. |
Psikolojik etkenler çiğneme kaslarının kasılmasına sebep olur. Çene eklemi
fonksiyon bozukluğu rahatsızlıklarının nedenlerinde psikolojik-kassal
sebeplerin kaynağı stresdir. Bu hastalarda, normal kişilere göre daha sık olarak stres ile ilişkili olarak somatizasyon ve psikolojik davranış bozuklukları tespit edilmiştir. Bu kişilerde gece koruyucusu tedavisi, depresyon tedavisi ve kombine tedavi ile birlikte psikolojik tedavi gerekli olabilir. Ayrıca stresin çene eklemini direkt etkilemesinin yanısıra diş gıcırdatma ve diş sıkma gibi istem dışı hareketlere de sebep olmaktadır. Diş gıcırdatma mekanizması tam olarak aydınlatılmış değildir. Bununla birlikte kişinin gerginlik seviyesi ile diş gıcırdatmanın günlük şiddeti arasında pozitif bir ilişkinin varlığı kesindir; yani stres ile istem dışı hareketler arasındaki bu ilişki sonucunda çene eklemi fonksiyon bozuklukları ortaya çıkar. Ayrıca bu üç faktörün aralarında etkileşimi sürekli birbirini etkileyen bir kısır döngü olarak düşünebiliriz.
|
Ağrı
nedeniyle oluşan anksiyete (ruhsal sıkıntı, huzursuzluk) ağrı bölgesinde
kasların uzun süreli spazmlarına sebep olur. Bu esnada kas dokusunda damarların
büzülmesi, o bölgede kansızlık ve ağrıya neden olan maddeler oluşturur.
Bu nedenle ağrı, stres ve kas gerginliği arasında istem dışı hareketlerde
olduğu gibi bir kısır döngü ilişkisi ortaya çıkar. Diş gıcırdatma, nevrotik
ruhsal yapı ve kas ağrısı arasında da yakın bir ilişki vardır. Ayrıca
genel anksiyete ile çene eklemi fonksiyon bozukluğu arasındaki ilişki
genel manada çene eklemi fonksiyon bozukluğu hastalıklarının psikolojik
kökenli faktörler ile olan ilişkisini ortaya koymaktadır. Hızlı bir şehirleşmenin getirmiş olduğu hayat tarzı stresin insan ruhu üzerinde olumsuz etkisini, çene eklemi fonksiyon bozukluğu rahatsızlığı olarak farklı bir boyutta yeni bir şehir hastalığı olarak karşımıza çıkarmaktadır. Gittikce artan bir oranda da 2000’li yıllar sonrasında da güncelliğini koruyacak bir şehir hastalığı olarak gündemimizde kalacağı kesindir. |



